Kısa Hikaye

KAÇIŞ

   Kırk yedi yıllık sakin yaşamı eve iş getirdiği o gece son bulacaktı. O gün ofiste bir takım aksilikler nedeniyle çalıştığı departman o günü tatil ilan etmişti. Bir dosya dolusu yapması gereken hesapla beraber eve gelmeden önce yolunun üstünde ki büfeden iki bira ve biraz cips aldı.

    Evine vardığında direkt sıcak bir duşun altına girdi. Çıkınca da yatağına uzanıp aylardır yapmadığı şekilde rahat bir uykunun içine girdi.

   Kalktığında saat gece yarsını çoktan geçiyordu ve masasında duran dosyaların hiçbiri azalmamıştı. Aldığı birayı buzdolabından çıkarıp masasının başına geçti. Dosyalardan birini açıp hesapları kontrol etmeye başladı. Çok uzun sürmemişti ki hesaplarda bir takım tuhaflıklar fark etti. Tekrar ve tekrar kontrol ettiğinde de iyice emin oldu. Neredeyse yirmi yıllık muhasebeciydi ve böyle bir hatayı ilk kez görüyordu. Hata mı? Diye sorguladı kendini. Belli ki birileri anaparayı bir şekilde hortumluyordu. Ne yapması gerektiğini o an için biliyordu ama yapmalı mıydı? Emin değildi.

    Biraz konu hakkında düşündükten sonra birkaç yeri aramaya karar verdi. Konuşmaları bittikten sonra ikinci birayı açmak için mutfağa girdi. Işığı açmadığından belki gözüne diğer abartmandan gelen bir ışık çarptı. Birkaç saat sonra güneşin doğacağı düşünülürse pekte tekin olmayan bir ışık huzmesi olduğunu söyleyebilirdi. Neler olduğu görebilmek adına mutfak camına biraz yaklaştı. Gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. Karşı apartman da ki komşusu biri tarafından boğularak öldürülüyordu.

   Bir cinayete tanık olmak her zaman şaşırtıcı olmuyordu. Gördüğü şey karşısında kesinlikle dili tutulmuştu. Kurbanı da tanıdığı düşünülürse şahit olmak onu kesinlikle onu iliklerine kadar korkutmuştu. Ama katille göz göze gelmek bu azrailin nefesini ensesinde hissetmekle aynı şeydi.

  Katil maskeli olduğu için ya da gecenin bir körü olduğu için tam yüzünü görememiş olsa da göz göze geldiğine emindi. Emin olduğu diğer bir şey ise karşı apartmanda ki genç matematik öğretmeninden sonra sıranın kendine geldiğiydi.

  Burada kısa bir bilgi vermek ya da bir çıkarım yapmak adına ara vermek gerekirse peşinizde sizi öldüreceğinden emin olduğunuz biri varsa ilk aklınıza gelen polisi hunharca aramak olabilir. Ama yaşadığınız olaydan birkaç saat önce bir takım haltlar yemişseniz ve hali hazırda da şişkin bir sabıka kaydınız varsa yapacağınız en iyi şey kaçmak olabilir.

   Hızlıca yatak odasına girip acil durumlar için olan çantasını alıp, dairesinden de neredeyse aynı hızda çıktı.

  Arabasına atlayıp şehir dışına doğru sürmeye başladı. Aklında bin türlü soru vardı. Çoğunun cevabını kendisi verebilirdi ve bütün sorular cevaplandığında bile yine cevaplanmamış bir soru kalıyordu.

  Öldürülen adamın ne iş yaptığını biliyordu. Kendisine gelen yanlış kargolar sayesinde adamla birkaç kez hoşbeş etmişlerdi. Kendi halinde bir matematik öğretmenini kim neden öldürmek isterdi ki. Boş versene diye düşündü. Kendi içinde insanlar sakin bir muhasebeciden başka bir şey demeyeceklerdi lakin olay bundan biraz daha fazlasıydı.

  Neredeyse günlerdir yollarda yatıp kalkmaya başladığından bu kaçma kovalamaca işinden sıkılmaya başlamıştı. Belki de adam bunu hiç görmemişti, belki de kendi kurduğu bir hayal ürününden ibaretti. Böyle düşünüp bir saniyeliğine rahatlamış bile olsa gözlerinin önüne ölü matematik öğretmeni geldi.

  Bu kovalamacanın bitmesini istiyorsa olayı çözmesi gerekiyordu. Polise gitmek iyi olur muydu? Yıllarca müşterilerinden çaldığı para çantasına baktıktan sonra vazgeçti. Kendi kıçını kendi kurtaracaktı. Asıl soru ise bunun nasıl olacağıydı?

  Nasıl kurtulacağını düşünürken kendine saklanabileceği, üçüncü sınıf bir hotel buldu. Olurda mümkün olursa duş bile alabilirdi. Hotelin her mobilyası tozdan görünmeyen odasına girdiğinde ilk ihtiyacı banyoya girmek oldu. Soğuk su ve dandik sabunlar bile olsa keyfi yerine geldi. Yatağa uzanıp sadece yerel kanalların olduğu televizyonda bir şeyler izlemek üzere televizyonu açtı. Koridordan gelen bir takım bağırtılar sayesinde sızıp kaldığı yataktan kalktı. Saatine baktığında dehşete kapıldı dört saattir uyuyor olamazdı.

 Dehşet içinde hazırlanıp en hızlı bir biçimde tekrar yola koyuldu. Arabasını sürerken tam olarak nasıl bu durumda olduğunu düşündü. On yıl kadar önce çalıştığı şirkette bir yolsuzluk ortaya çıkarmış ve bunun kapatılması karşılığında yüklü miktarda para istemişti. İstediğini elde etmişti, lakin o günden sonra burnu boktan bir türlü kurtulamamıştı. Dürüst bir yaşamı olsaydı nasıl olurdu diye düşünürken bayadır bir şeyler yemediğini düşündü. Karnını doyurmak için yol üstünde bulunan dinlenme tesislerinin birinde durdu.

  Yemeğini alıp en ücra köşedeki masaya geçti. Yemeğini büyük bir iştahla yerken elinde yemek tepsisi olan, nereden baksan otuzlu yaşlarında olan bir adam oturdu. elindeki tepsiyi masaya bırakmış ona bakıp gülümsüyordu.

  Yorgunluğundan olsa gerek karşısında oturanı, ondan kaçmak için günlerce yollarda süründüğü adamı tanımadı. Bir süre adamın yüzüne baktıktan sonra “Sen!” diyebildi.

“Evet” dedi adam tebessümle. “Beni iş üstünde gördün.”

“Kimseye” dedi korkuyla “Kimseye anlatmam.”

“Herhangi birine anlatacağını sanmıyorum.” Dedi adam güvenle.

“Her türlü beni öldüreceksin yani” dedi muhasebeci makus talihi kabul edercesine.

“Evet, hem ben olmasam bir başkası olacak o yüzden bu işi kısa keselim.”

“Ne? Ne demek istiyorsun?”

Karşısında oturan adam gülerek “ Neler olup bittiğinin farkında değilsin sanırım.”

“Onu!” dedi hiddetle “Onu öldürdüğünü gördüm. Bu yüzden benim peşimdesin.”

“Hayır” dedi adam memnuniyetle. “ Aslında baştan beri hedefim sendin. Sadece bana verilen adres yanlıştı. İyi tarafından bakarsak yanlış anlaşılma kısa sürede çözüldü.”

 Birazdan öldürüleceği düşünülürse beyni hızlı çalışıyordu diyemeyiz. Karşısında ki adam bir şeyler anlatırken kaçmadan evvel yaşadığı hayatı düşünüyordu. Öldürülen öğretmeni, kaldığı apartmanların isimlendirilme sıkıntıları yüzünden birçok kargosunun komşularıyla karışmasını düşündü.

“Evet” dedi sonunda. “ Beni öldürmeye geldin.”

“Anlamana sevindim” dedi adam. “Ufak bir sayı hatası. Ve bak şimdi neredeyiz.”

“Yolsuzluk olaylarına hiç karışmamam gerekirdi” dedi muhasebeci mırıldanarak. “Çalınan parayı fark etmeyeceklerini düşünmüştüm.”

“Ha!” dedi adam “Para mı?” şaşırma sırası bu sefer ondaydı.

“Beni bu yüzden öldüreceksin” dedi adam. “Şantaj yaptığım için ve bir miktar parayı hesabıma geçirdiğim için.”

“Hayır, seni öldüreceğim çünkü müşterimin karısıyla kaçtın.”

Yaşanan olaylar karşısında iki adam da şaşkına dönmüştü “Ben kimseyle kaçmadım” dedi muhasebeci. Aklına gelen son bir umutla “İznin olursa şu elinde ki adrese veya hedefe artık ne deniliyorsa bakabilir miyim?”

“Al” dedi adam keyifle “İşler ilginçleşiyor.”

Elinde verilen adrese bakınca bir kez daha doğduğunu hissetti. Kurtulmuştu asıl hedef ol değildi.

“Bu benim adresim değil” dedi büyük bir rahatlıkla “Sanırım yine bir karışıklık olmuş. Aradığın adam benim karşı komşum piyanist. Neredeyse iki üç aydır ortalarda yok, dediğin gibi kaçtıysa…”

“Anlıyorum” dedi adam sakince “İşler epey karışmış.”

“Aynen” dedi rahatlayarak “Artık beni öldürmen gerekmiyor.”

Hızlıca düşündükten sonra muhasebeciye cevap verdi;

- Son yaşanan olayları göz önüne aldığımda farkına vardım ki gerekiyor.