Yazar & Okuyucu Paneli

Prensesler Ağlamaz

Prensesler ağlamaz,

           Ağlamak prenseslere hiç yakışmaz.."

 

 

Uzun zamandır bakıştığım aynadaki 

görüntüme hala aynı şaşkınlıkla bakıyordum çünkü cidden acınacak bir haldeydim,Saçlarım birbirine girmiş,göz altlarım şişmiş ve gözlerim kızarmış vaziyetteyken tek kelimeyle berbat durumdayım.

 

  Bu taşınma işleri cidden çok zordu.Uçaktan iner inmez yeni eve gelmiştim,aslında benim için yeni ev sayılırdı.Ailemin yanına taşınmıştım.Geldiğimden beri eşyalarımı yerleştirmekle

uğraşıyordum.Komodinin üzerine bıraktığım telefonumu elime aldım ve saate baktım,saat sabahın 6.30'du.Gece 11 de inmiştik uçaktan ve yolculuk boyunca da gözümü tek bir saniye kırpmamıştım zaten.Tamam kabul arayıp hizmetçilere işime karışmamalarını,hiç bir şeye ben gelmeden dokunmamalarını ben söylemiştim ama bu kadarını tahmin etmemiştim.Bu ev diğer evimden daha büyüktü burda ki odam ordakinin iki katıydı neredeyse.

 

Eşyaları yerlerine ben yerleştirdim odayı kendime göre ben dizayn ettim,hatta duvarları bile boyamıştım.İşime başkasını karıştırmak en nefret ettiğim şeylerden biriydi.Her ne yapılcaksa tek başıma halletmek gibi bir huyum vardı işte.

 

İki yıldır Irazla beraber yurt dışında yaşıyorduk.Iraz'ın annesi ve babası Iraz küçükken boşanmışlardı ve anneside yurt dışında kalıyordu.Annesinin yanına gideceğini söylediği zaman bende aileme eğitimime yurt dışında devam edeceğimi söyleyip takılmıştım Iraz'ın peşine.Ailem onlardan gitmeme Iraz da onunla gelmeme dünden razıydı.İki yılın sonunda Iraz'ın babası artık gelmesini,onu çok özlediğini söyleyince Türkiye'ye geri dönmek zorunda kaldık.

 

Iraz kim mi?

 

Benim çocukluğum, çocukluğumdan kalan en güzel anım.

 

Benim ne kadar soğuksam o, o kadar sıcak.

 

Ben ne kadar somurtkansam o, o kadar neşeli.

 

Kaybettiğim ne varsa bana hatırlatan tek kişi.

 

Dost, kardeş ya da arkadaş. 

 

Hayır, Iraz sıfatlara sığamayacak kadar özel benim için.

 

   Bi anda gözlerim aklıma gelen düşünceyle büyüdü.Bugün burdaki okulun ilk günüydü ve ben bitik bir durumdaydım.Bir gün başlamadan nasıl berbat olurun cevabı sanırım bugüne kısmetmiş diye söyledim odada sesli bi şekilde.Yeni okul,yeni şehir ve tanımadığım bir sürü yeni sahte insanlar.Evet sahte diyorum çünkü eğer sizde iyi bir kolejde okuyorsanız ve durumunuz oldukça iyiyse sahte olmak zorunda kalırsınız.Annemden biliyorum bende o meşhur davetlerinde herkese gülümseyerek iyimser davranan annemin eve geldiğinde yüzüne güldüğü insanların arkasından atıp tutmalarını çok iyi biliyorum."Allahtan annesinin kızı değilim" dedim aynadaki görüntüme.

 

Bu halde bugün tabiki okula gitmeyecektim.Bu sene son senem,12. Sınıfım fakat bugün olmazdı kendimi henüz mooda sokamamıştım.Biraz dinlenmeye,kendimi toparlamaya ihtiyacım vardı,en azından bugün okula gitmeyebilirdim.Zaten ilk günden okula gidecek kadar hevesli olmadım hiçbir zaman.1-2 saat uyuyup dinlesem iyi olurdu.Kendimi bu fikire inandırdım ve gelir gelemez ilk yerleştirip düzenlediğim yatağa attım kendimi.Siyah nevresim takımlarla tam bana göreydi.  

 

Yatağa iyice yerleştikten sonra gözlerimi odamda gezdirdim.Yavaş yavaş adam olmaya başlamıştı.Bu odayı siyah ve gri ağırlıklı olmasına dikkat ederek tekrar düzenlemiştim.Duvarların bir kısmını gri bir kısmını siyaha boyamıştım belkide odada tek beyaz olan şey odanın içindeki kapılardı.Bir banyo,bir giyinme odası  ve bir de çalışma odası vardı ve gayet büyüktü.Odam zaten çatı katında olduğu için devasa büyüklükteydi.Normalde yurt dışına gitmeden önce başka bir oda da kalıyordum.Fakat bu odaya geçmek istemiştim.Odanın bir duvarı zaten camla kaplıydı.Benim dışarıyı görebildiğim fakat dışardan beni kimsenin göremediği.Bu odaya aşık olmak için tek sebebimdi belki de bu.Bu evde sevebileceğim tek şey bu odaydı.Bu odadan çıkmayacağım şimdiden belliydi.  

 

Gözlerim hala hayranlıkla odamda gezinirken saate baktıkdan sonra makyaj masasına koyduğum telefonumun titreşim sesi bütün odada yankılanmaya başladı.Oflayarak daha yeni yattığım yattağımdan istemeye istemeye kalktım.Bu saatte arayanın kim olduğu tahmin etmek çok da zor değildi.Telefonu aldım ve aramayı cevapladım.

"Ne var Iraz,noldu?diye sordum hattın diğer ucundaki Iraz'a,sesim bile görünüşüm gibi berbat çıkmıştı bir iki kez yutkundum,sesimin düzelmesi için çabaladım Iraz cevap verdi,

"Sana da günaydın güzellik,sormadın ama ben söyleyeyim çok iyiyim hatta bomba gibiyim ve ayrıca senin sesinin o hali neeee" diye cırladı kulağıma en neşeli sesiyle.Telefonu biraz kulağımdan çektim çünkü Iraz hala bana çemkiriyordu sustuğunu anladığım anda,

"Rüyanda görmedin beni heralde bu saatte değil mi Iraz bir sebebi olmalı bence aramanın,ayrıca daha gece ayrıldık bu kadar çabuk mu özledin beni?"

 

"Ben seninle olmayan tek bir saniyeyi bile özlüyorum Alin'im de onun için aramadım okulun ilk günü falan ya bugün hani bu yeterince iyi bir sebep değilmi?"

 

"Ben gelmeyeceğim bugün okula"

 

"Neden Alin'im yine ne sıktı senin o güzel canını.Söyle de akıtayım beyninin pekmezini,görsün gününü"Bu söyledikleri gülmeme sebep olmuştu.Iraz Alsancak ve mübağlaları işte dedim ve sanki Iraz görcekmiş gibi gözlerimi devirdim,Bu hareket gerçekten de rahatlatıcıydı

 

"Kız devirme gözlerini öyle kalacak sonra,senin o  gözlerini çok seviyorum ben kıyma onlara"

 

"Tamam kıymam senin hatrına"

 

"Ee sen niye gelmiyorsun bugün?"

 

"Daha yeni taşındık buraya Iraz ikimizde,seni bilmem ama ben çok yorgunum.Ayrıca hevesli değilim ilk günden okula gitmeye,biraz uyuyacağım"Cidden şu an tek isteğim uyumaktı,normalde uykusuzluğa dayanabilirdim aslında ama uçak yolculuğu beni çok yormuştu diye düşünürken Iraz girdi araya

 

"Kızım sen zaten tüm gün hortlak gibi geziyorsun etrafda,uyumuyorsun ki hiç.Noldu geleyim mi yanına"Sesi bunu söylerken telaşlanmıştı aniden,çünkü haklıydı.Dediğim gibi normalde uyumazdım

 

"Yok kuşum iyiyim ben yani her zaman ki halim biliyorsun işte.Şu taşınma işleri yordu beni.1-2 saat uyursam yeter bana.Sen git okula aklın bende kalmasın"

 

"Alin'im duymamış olsun bu güzel kulaklarım dediklerini.Senin niyetin beni köpek balıklarına yem etmek mi?Hepsi çiğ çiğ yer kızım beni.Bak Iraz Iraz diye çok ağlarsın.Hem ben kendimi tek parça halinde çook seviyorum.Sen gitmiyorsan bende gitmem,bir saate yanındayım"

 

"Boşu boşuna devamsızlık yapma Iraz  benim için git okula.Hem benim tanıdığım Iraz kimseye yem olmaz"

 

"Kızım dalga mı geçiyorsun adam mı seçiyorsun sen?Üstüne alınma,benim keyfim ve kahyası bugün okula gitmek istemiyor sana gelmek istiyor karışma sen.Hem okul müdürü yabancı değil alt tarafı babam yani"Iraz bunları söylerken kahkahalara boğulmuştu çoktan.Doğru söylüyordu,okul müdürü Iraz'ın babası Ahmet amcaydı.Aslında Iraz'ın gelmesi hiç de fena olmazdı,bende daha fazla uzatmadan

"İyi peki gel bekliyorum seni,gelirken çift olarak aldığımız muz desenli pijama takımını giymeyi unutma"diyerek onu tembihledim ve teklifini kabül ettim

 

"Unutur muyum hiç Alin'im onlarsız IrAl günü olmaz ki."

 

     IrAl günü kendimizi bir yerlere kapatıp sadece ikimizin geçirdiği günlere verdiğimiz isimdi.Bunu söylemesi güldürmüştü beni,her zaman olduğu gibi iyi de gelmişti

 

"Tamam Iraz'ım dikkatli gel"

 

"O iş bende gülüm merak etme bir saate yanındayım çok özleme beni" demesiyle telefonu suratına kapatmam bir oldu çünkü sevmediğimi bildiği halde ve sırf beni sinir etmek için 

bana"Gülüm"demişti.Her zaman olduğu gibi başarmıştı da.Şu an onun hala gülen suratını hayal edebiliyordum ve eminim ki geldiğinde yapacağı ilk şey telefonu suratına kapatmanın hesabını sormak olacağına emindim.

 

*************************************

 

Iraz tam da söylediği saatte alacaklı gibi kapımı yumruklamaya başladı.Bu çocuk bu enerjiyi nerden buluyordu ya.Çok şükür annem ile babam evde yoktu.Kızlarının geldiği ilk günü tabi ki de işe giderek kutlamışlardı her zaman ki gibi.Ama şu an evde olmadıkları için mutluydum.

 

Iraz'ın aksine benim enerjim sıfırdı.Merdivenleri yavaş yavaş iniyordum ama Iraz artık kapıyı tekmelemeye başlayınca adımlarımı hızlandırdım.Kapıyı açınca bile az kalsın bana tekme savuracaktı.O soluklanırken ilk konuşan ben oldum

 

"Kırsaydın ya kapıyı Iraz niye yaralı 

bıraktın zavallıyı?"

 

"Açsaydın kapıyı Alin'im iki saattir kapıyı çalıyorum.Bu arada pjimalar yakışmış ama beni biraz daha burda bekletirsen soğuktan donup can vereceğim"dedi suratını ağlıyormuş gibi yaparak.

 

"Şapşal surat gel buraya"dedim ve sıkıca sarıldım ona.Yine iyi gelmişti işte bana.O da bana sıkıca sarılmıştı hatta bi ara kemiklerim kırılacak sandım.Bıraksalar burda böylece durabilirdim.Ama sanırım Iraz benimle aynı fikirde değildi "Kızım soğuktan donuyorum sarılmak iyi hoşta geçsek mi içeri?"diye sorunca kendimi geri çektiğim "Gel hadi öküzüm gel, sakın donayım deme"Elimle içeriyi işaret ettim Iraza.Benim gibi o da yorgun görünüyordu.Daha fazla vakit kaybetmeden "Uç hadi peşime kuşum" dedim ve merdivenlere yönlendirdim onu."Daha demin öküzdüm ne ara kuş oldum yahu ben"diye kendi kendine mırıldandı.

 

İki kat merdivenleri çıkarken Iraz arkamdan bu seferde telefonu yüzüne kapattığım için söyleniyordu tam da tahmin ettiğim gibi diye söylendim içimden. Nihayet çatı katına gelmiştik.İkimizde soluk soluğa kalmıştık.

 

"Madem bu kadar büyük bir ev yapmışlar niye içinde asansör olmaz ki?Kaslarım eridi yahu."

 

"Maalesef paşam,senin kaslarını düşünememişler kusura bakmayacaksın artık.Ha sen diyorsun ki ben buraya gelemem kaslarım eririr anlayışla karşılarım."

 

"Bu kaslar sana feda olsun gülüm"dedi gülüm kelimesini bastırarak.Gözlerimi devirip odama geçtim.Tekli koltuğa oturarak "Bağ gülüm dema huy yapayi" dedim trabzom ağzıyla.Trazona hiçbir alakam yoktu ama konuşma tarzları sebebsiz yere hoşuma gidiyordu.

 

Iraz hala kapıda sırıtarak bana bakıyordu.Yanıma doğru yaklaşırken " Ama seni kızdırmak bağ hiç huy yapmayi"dedi beni taklit ederek.Bu konuyu uzatacak dermanı kendim de bulamadım.Yatağa doğru ilerledim "Hadi uyuyalım artık şurada giyinme odası var git değiştir üstünü" 

"Hiç gerek yok Alin'im ben giyipte geldim zaten."

 

"Nasıl yani üstünde de ben mi görmüyorum" 

 

  Iraz sırıtarak üstündeki sweatshirtü ve pantolonunu çıkartıp kenara koydu.Psikopat altına giyip gelmişti muz desenli pijama takımını.Gözlerim kısık ağzım açık bir şekilde hala ona bakıyordum "Alin'im kapa ağzını bak sinek girecek" diye dalga geçti benimle sonrada o da yanıma uzandı.Bu sefer şaşırma sırası Irazdaydı.Odaya gözlerini dört açmış bir şekilde bakıyordu 

 

"Iraz'ım kapa ağzını sinek girecek bak" deyince gözlerini bana çevirdi

 

"Kızım bu oda tıpkı sen,duvara bak boydan camla kaplı burası tek kelimeyle ha-ri-ka"

 

"Daha bitmedi ama cidden bende çok sevdim"

 

"Ama en çok beni sev ha oda falan dinlemem yıkarım burayı."

 

"Tamam Iraz'ım.Senin gibi biri hiç sevilmez mi?"

 

"Tamam,tamam sonra översin beni.Hadi biraz uyuyalım"dedikten sonra ikinizde gözlerimizi kapatıp birbirimize sarıldık.Arada 1-2 dakika geçtikten sonra;

 

"Iraz,uyudun mu?"

 

"I-ııh"

 

"Ağaç evin anahtarı yanındaysa gidelim mi çok merak ediyorum orayı."

 

"Tabi gidelim güzelim,hadi biraz uyumaya çalış şimdi tamam mı?"

 

"Tamam" dedim eğildi ve alnıma bir öpücük kondurdu.  

 

"Rüyanda beni gör,canavarların rüyana girmesine izin verme"

 

"Tamam,seni göreceğim rüyamda."

 

*************************************

 

Karanlık.Karanlıkta bi tünelde tek başımayım.Yürüdüm yürüdüm,koşmaya başladım.Göremiyorum,çok karanlık.

 

Durdum..

 

Biri vardı,bir adam..

 

"Baba" diye seslendim,"baba sen misin?"

 

Bana doğru döndü.

 

"Benim "dedi

 

"Çok korkuyorum baba,çok karanlık."

 

"Korkma,burası senin kalbin"

 

"Beni yanlız bırakma baba,burası çok karanlık."

 

"Ben hiçbir zaman senin yanında olmadım ki"

 

"Baba,hiç mi sevmedin beni?"

 

Hiç sevmedim..

Babam beni hiç sevmemişti..

 

"Ne yaptım sana baba ben niye sevmedin beni?"

 

"Sen kendine yaptın kızım,beni sevdin.Seni sevmeyeni sevdin sen.Senin hatan çok sevmek kızım.Sevmek insanın zayıf noktasıdır"

 

"Çok özledim seni bana,bir kez sarılabilir miyim?"

 

"Gel" dedi kollarını açarak

 

Koştum..koştum...

 

Kendimi babamın kollarına bıraktım ama çok sert çakılmıştım yere.Babam gitmişti..

 

Tekrar başladım koşmaya.Gözümde yaşlarla,dizlerinde yaralarla soluksuz kalıncaya dek koştum.

 

Durdum.

 

Biri vardı,bir kadın..

 

"Anne "dedim feryat edercesine "anne sen misin?"

 

Bana doğru döndü.

 

"Anne bari sen bırakma beni çok korkuyorum anne,çok karanlık"

 

"İnsan kendisinden korkmamalı kızım"

 

"Anne" dedim tekrardan "sen de mi hiç sevmedin beni?"

 

Hiç sevmedim..

Annem beni hiç sevmemişti..

 

"Neden,sana ne yaptım?"

 

"Doğdun kızım,sen en büyük hatayı yaptın"

 

"O zaman ölürsem sever misin beni anne"

 

"Sevmem.Benim kalbimde sana yer yok kızım.Seni ben hiçbir zaman sevemem."

 

"Sana sarılsam sende gider misin anne?"

 

"Giderim,biz senin hayatından hep gideriz.Sen kimi sevsen o hep hayatından gider.Sevmek suç kızım.Biz seni hiç sevmedik.Seven insan gitmez kızım"

 

"Anne ne olur gitmeyin"

 

Sonra babam belirdi annemin yanında

 

Biz seni hiç sevmedik kızım..

Onlar beni hiç sevmemişlerdi...

 

*************************************

 

Nefes nefese kalmıştım uyandığımda.Yine kabus görmüştüm işte,yine gerçekleri görmüştüm.Yine ken ter içinde kalmıştım.Hemen yanımdaki boşluğa baktım.Iraz yoktu yanımda,yoksa o da mı gitmişti?.Sen kimi sevsen o senden gider kızım.

 

   Apar topar kalktım yataktan aşağıya doğru koşmaya başladım.Hayır dedim içimden hayır,Iraz beni bırakmaz."Iraz nerdesin Iraaaaaz"Her yere baktım,yoktu işte.En son mutfak kalmıştı,koşarak mutfağa indim.Gözlerimin gördükleriyle derin bir nefes bıraktım.Ordaydı işte,gitmemişti.Kulağında kulaklıkla kahvaltı hazırlıyordu.Yavaşça ilerledim ve omzuna dokundum.Bana doğru döndü kulaklıklarını çıkardı.Beni süztükten sonra gülümseyerek"Günaydın uykucu,ben de tam seni çağıracaktım öğlen oldu öğlen.Allah'tan ben varım da kahvaltı hazırladım.Hadi yiyelim sonra çıkarız olur mu?Gözlerimle masayı süzdüm her zamanki gibi yine donatmıştı masayı,bu işi gerçekten beceriyordu.Beraber kalırken de yemekleri hep o yapardı.Hemen masaya oturdum ve "Tabi çıkarız da önce şunları bir gömelim" dedim.

 

*************************************

 

Kahvaltımız bittikten sonra yola koyulmuştuk.Dedesi ölmeden önce ağaç evin anahtarlarını Iraz'a vermiş.Iraz bahsetmişti bana.Hep çok merak etmiştim nasıl bir yer olduğunu.Şu an bu muhteşem yerin tam karşındaydım.Ağacın tepesine yaılmış bir yer değildi burası.Evin içinden geçen kocaman bir ağaç vardı ve ağacın dallarını evin üstünü örtmüştü sanki.Küçük,şirin,iki katlı bir evdi.Küçük bir nehir vardı kenarında.Iraz hemen arkamdan "Nasıl,beğendin mi" Ona doğru dönerek "Ya sen deli misin ba-yıl-dım ben buraya " dedim heceleyerek.

 

Iraz cebinden bir anahtar çıkardı ve avcumu açıp anahtarı içine bıraktı ve geri kapattı.

 

"Burası bizim ikimizin"

 

"N-nasıl yani burası bizim mi?

 

"Evet Alin'im burası bizim.Belki ben olmam tek gelmek istersin diye avcuna bıraktım anahtarları.İstersen kendi odanı kendi keyfine göre düzersin." Ve Iraz'ın boynuna atladım.Bana verebileceği en güzel hediyeyi vermişti

 

"Çok teşekkür ederim Iraz çoooook"

 

"Etme Alin'im sen yeter ki mutlu ol bu bana verebilceğin en iyi şey olur"

 

"İyi ki varsın kuşum,iyi ki kanatlanıp bana uçmuşsun."

 

"Asıl sen iyi ki varsın Alin'im,iyi ki hayatımın tam orta yerindesin,iyi ki de kanatlanıp sana uçmuşum." Birbirimizden ayrıldıktan sonra "Hadi gel geçelim içeriye" dedi.Elimden tuttu ve eve sürüklemeye başladı beni.İçerisi de en az dışarısı kadar güzeldi.Evin ortasında tepeye kadar uzanan bir ağaç vardı.

 

"Iraz bu evde böcek yoktur değil mi?"

 

"Yok güzelim,bu diğerlerinden farklı bir ağaçmış.Böcekleri falan kendine çekmek yerine itiyormuş,kalkan gibi düşün."

 

"Ohh iyi bari"

 

Evi tekrar incelemeye koyuldum.Gösterişten uzak,sade ve çok güzel dekore edilmişti.Alt katta salon ve mutfak vardı sanırım yukarıda da odalar vardı.Iraz oda da ki şömineyi çoktan takmıştı.Iraz'ın yanına gidip Iraz'ın hazırladığı yer yatağına bıraktım.Iraz da işi bittikten sonra yanıma uzandı.

 

"Dökül bakalım Alin'im neyin var"Yutkundum,bu da nerdrn çıkmıştı şimdi?

 

"O da nerden çıktı şimdi" diye ilettim düşüncelerimi.

 

"Yeme beni şimdi,sabah hayalet görmüş gibiydi yüzün.Kabus gördün değil mi yine?" Nasıl anlamıştı bunu,ona belli etmemek istemiştim üzülmesin diye,anlamıştı işte.

 

"Ben anlarım Alin'im,o kafanın içinde neler geçiyor anlarım,gözlerinden anlarım ben senin sustuklarını.Kalbin yalan söyler,dilin yalan söyler ama gözler yalan söylemez.Anlat hadi ne gördün?" Derin bir nefes aldım "Aynı şeyler" dedim."Annemle babam yine beni sevmediklerini haykırıyordu suratıma.İkisi de onlara her koşuşumda ya yere düşürüyorlardı beni ya da yok olup gidiyorlardı.Uyandığımda sen yoktun,yanımda yoktun ve ben öyle çok korktum ki bırakıp gittin sandım beni.B-ben çok korktum Iraz.Evin her yerinde seni aradım,bağırdım ama duymadın.Meğerse kulaklık takılıymış.Ben seni kaybettim sandım."

 

"Şşşstt ağlamak yok güzelim" dedi ne zaman aktığını bilmediğim gözyaşlarımı silerken.Ne demiştik biz,

 

"Prensesler ağlamaz,ağlamak prenseslere hiç yakışmaz."

 

       Biz Irazla hastanede tanışmıştık.Ailemin anlattığına göre bir kaza geçirmiştim.Hastane odasında gözlerimi açtığımda kimse yoktu yanımda.Annem ve babam yine işe gitmişlerdi beni umursamadan.Ağlayarak koridorda onları beklerken Iraz gelmişti yanıma.Minik elleriyle gözyaşlarımı silip "Ağlama,prensesler ağlamaz,ağlamak prenseslere hiç yakışmaz" demişti.Tutmuştu elimi minik elleriyle tıpkı şimdi ki gibi.Tekrar fısıldamıştı kulağıma sihirli sözcüklerini.

 

     Gözyaşlarımı silip buruk bir tebessümle "Ordan bakıldığında hala prenses gibi mi duruyorum?Yakında bu şehrin de buzlar kraliçesi olurum,merak etme" dedim.

 

"Sen kimin neyi olursan ol hiçbir şey benim prensesim olduğun gerçeğini değiştirmez.Bu hayatta da korkmaman gerek tek bir şey var o da kuşun özgürce uçtuğu gökyüzünü asla yanlız bırakmaz."