Lily

Lily yeni yaşına gireli daha bir ay olmuştu ve yasalar gereği artık "Özgürlük Diyarı" denilen yere ışınlanabilirdi. Bunun için yapması gerekenler ise "iyi insan" olmaktı. Suç işlememek olmadıktı. Bunun yanı sıra saygılı da olmak zorundaydı. Bu koşulları sağlarsa direkt olarak oraya gidebilirdi ama eğer sağlayamaz ise bir hapishane gider ve bir canavarın gelip onu almasını bekleyecekti. Canavar ona gerekli cezayı verdiğini ikna olana kadar türlü işkenceler yaptıktan sonra bırakıyormuş. Bunu öğretmenlerinden öğrenmişti.

Hayatı boyunca hep uslu bir çocuk olmuştu. Hiç ailesine ve öğretmenlerine karşı çıkmamıştı. Örnek bir kişiliği vardı. Doğum gününde ona sihirli kelimeler söylendi ve o da bunları ezberledi. Artık tek yapması gereken sessiz bir köşeye çekilmek vardı. Gözlerini kapatacak ve hayalindeki özgürlük diyarını düşünecekti ve sihirli sözcükleri söyledikten sonra oraya ışınlanacaktı.

Hazır olduğu zaman sessiz ve sakin bir yerde kelimeleri söyleyip doyasıya eğleneceği yere gidecekti. Hayalinde uçsuz bucaksız yemyeşil bir vadi, masmavi bir gökyüzü vardı. Doyasıya koşmak istiyordu. Yorulduğunda ise berrak bir gölde dinlenecekti. Ardından güneşin batışını seyredecekti. Güneş battıktan sonra ay ışığı altında bin bir çeşit yemeğin olduğu bir sofra onu bekleyecekti. Lily'in hayal ettiği özgürlük böyle bir şeydi.

Akşam yemeğinden sonra odasına geçti ve düşündü. Kendi hayatını düşündü. Bahsedilen özgürlük diyarına sadece beş kere gidebilirdi. İnsanlar genellikle ilk haklarını meraklarından dolayı kullanırlardı. Diğer haklarını ise bir şeylerden kaçmak için kullanırlardı ve araya iyice zaman girince de geri gelirlerdi. Nadirde olsa bazı insanlar hiç geri gelmezdi. Lily de onlardan biri olmak istiyordu.

Aylar sonra okulun son günü karneler dağıtıldıktan sonra öğretmen ve arkadaşları ile vedalaştıktan sonra hiçbir yere uğramadan eve geldi. Uzun zaman önce bugünü planlamıştı. Eve geldikten sonra ilk önce duşa girecek ve akşamı bekleyecekti. Ardından ailesi yemek yiyecek ve onlara belli etmeden veda etmeye çalışacaktı. Günün sonunda ise odasına bir mektup bırakacak ve odasından sihirli sözcükleri söyleyecekti. Bir daha gelmemek üzere buradan gidecekti.

Duştan çıktıktan sonra annesinin her zaman ki hafif sinirli sesi kulaklarına çalındı. Masaya oturduktan sonra sadece iki dakika sonra kendini neredeyse rutine bağlanmış olan anne-baba tartışmasının içinde bulmuştu. Bu sefer suratını asmadı ve masadan da erken kalkmadı ve onları dinledi. Belki bugün bir öğretmenin ve arkadaşlarından duyacağı güzel bir kelime onu kararından vazgeçirecekti. Buna anne ve babası da dahildi. Ne yazık ki istediğini alamadı. Annesi masayı terk edip başka odaya gitti. Babası ise evden çıkmıştı. Oda masayı toplamadı ve odasına çekildi. Gece yarısını beklemeden ve mektubu yazmadan elbisesini giydi. Masasında ki kâğıt kalem ve zarfa baktı. İçinden "onlar kadar kötü değilim" diye geçirdi ve kalemi alıp kâğıda sadece "Gidiyorum" yazdı. Annesi ve babası bu kelimeyi iki kere manalı bir şekilde kullanıp diyara gitmişlerdi. Odasına baktı son bir kez doya doya baktıktan sonra derin bir nefes alarak sözcükleri söylemeye başladı. O sihirli sözcükleri söylerken gözleri parladı ve saçları rüzgâr da dalgalanır gibi dalgalanmaya başladı. Korkuyordu ama durmadı. Sözcükler bitince odasından bir ışık patlaması oldu ve artık Lily yoktu.

Lily yavaş yavaş kendine geldiğinde üşüdüğünü fark etti. Gözlerini açtığında yem yeşil çayırları göreceğini sanırken çarpık döşenmiş taşları görünce içine bir ürperme geldi. Heyecanla ayağa kalktığında ise kendini bir hapishane de bulmuştu. O farkına varmadan dudakları büzüştü ve gözlerinden yaşlar akmıştı. "Ben böyle istememiştim ki" dedi ve devam etti "yemyeşil papatyalı kırlarda olmam gerekirdi. Burada değil!" dedikten sonra hıçkırarak ağlamaya başladı. Ağlarken üstüne düşen gölgeyi fark etti. Ağlamasını kesip demir parmaklıklara baktığında ise adeta dondu. Korkunç bir canavarın anahtar ile kapıyı açtığını gördü. Canavar kapıyı açtığında yavaş adımlarla Lily'ye doğru geldi. Lily'nin dizlerinin bağı çözülmüş gibi kendini yere bıraktı. Canavarın yaklaştığında ise kendine geldi ve sihirli sözcükleri tekrar söylemeye başladı lakin bir şey olmuyordu. Lily ellerinden yardım alarak geri geri sürünerek giderken sihirli sözcükleri tekrar etmeye devam ediyordu. Canavar kocaman elleri ile onu alacakken Lily "onlar bunu hakketmişlerdi" diye bağırdı. O anda canavar elini çekti ve Lily'ye baktı. Adeta ondan konuşmasını ister gibi merakla baktı. Lily şaşkın ve korkudan titriyordu. Titrek bir ses ve ani gelen cesaretle "onlar bunu hak ettiler. Beni yere itip çamura düştüğümde bende onu ittiğim için kötü mü oldum? Kalemi bilerek kırdığı için saçını çektiğimde kötü müydüm? Fazla bir şey yapmadım sadece karşılık verdim" dedi ve ağlayarak dizlerinin üstüne çöktü. Canavar eğilip kulağına "onlar hak ettiler" dedi. Lily şaşırmıştı. Çünkü canavarın konuşabileceğini bilmiyordu. Canavar kocaman ayağı ile onu biraz sert bir şekilde yere itti ve ardından "Söyle kelimeleri ve çabuk git buradan" dedikten sonra oradan ayrıldı. Lily hemen sözcükleri tekrarladı. Odasındaki gibi ışık patlaması oldu.

Gözlerini açmadan çimenlerin kokusunu almıştı. Mutlulukla gözlerini açtığında artık hayal ettiği yerde olduğunu fark etti. Ayağa kalktı ve tertemiz havayı içine çekti. Nefesi verdiğinde dünya da bütün yaşanmışlıkları da geride bıraktı. Tüy gibi hafiflemişti. İlk adımını attı ve peşin sıra diğer adımlarlar derken koşmaya başladı. Gölü görene kadar koştu hafif soğuk rüzgâr tenine vurduğunda bulutların üstündeymiş gibi hissetmişti. Nihayet göle geldiğinde durdu ve etrafına baktı. Hayalinden bile güzeldi. Yüzünde ki tebessüm ona yabancı gelmişti çünkü kendini hiç bu kadar özgür ve mutlu hissetmemişti.