Kafamdaki Tilkilerin Çığlığı

İnanın bazen kafamdan neler geçtiğini ben bile tahmin edemiyorum bayım. 

Ben bazen kafamın içine bile

          güvenemiyorum, sizde bana güvenmeyi tercih etmeyin.

 

 

Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar huzurlu uyumuştum.Bu gece kabus görmemiştim en önemlisi de.Huzuru bulmuştum burada.

 

Huzuru bulabilmek ne güzel değil mi?Aradığın şeyi bulabilmek tarifi imkansız bir duygu.İnsan bir eşyasını kaybettiğinde bile onu bulamadan rahat edemez.Bulduğunda da dünyalar onun olur.Bu sabah uyandığımda dünya benim olmuştu sanki,huzuru bulmuştum.

 

Kendimi bildim bileli hem aramıştım bir yerlerde.Babamın bakışlarında,annemin sözlerinde hep huzuru aradım.Neydi huzur?Onu bile bilmiyordum.Yıllarca aradığım şeyi bilmeden devam ettim aramaya.

 

Evimde aradım huzuru,belki vardır diye.Ama bu dört duvarda bana yalnızlıktan başka hiç bir şey vermedi.O zaman anlamıştım bir evim olmadığını.Bu dört duvarın bana ev olmadığını evim başıma yıkıldığında anlamıştım.Kimse neşeyle oturmazdı kahvaltı masasına.Bizim soframızı kahkahalarımız değil sessizliğimiz doldururdu her zaman.Kimse dört gözle beklemezdi akşam yemeklerini.Bizim soframızı gün sonu muhabbetleri değil çatal bıçak sesleri doldururdu.Burda da nefretten başka bir şey yoktu.

 

Sonra büyüdüm,yeni insanlarla tanıştım.Onlarda aradım huzuru ama geç kalmıştım,onlarında kalbi taşa dönüşmüştü.Onlara kötülük bulaşmamıştı,onlar kötülüğe bulaşmıştı.Kurtuluşları yoktu.

 

Yoktu işte huzur.Ya ben bulamıyordum ya da o bulamıyordu beni.Vazgeçtim bende,iyi olan şeylerin varlığına inanmaktan vazgeçtim.

 

Sonra o kaza oldu,Iraz çıktı karşıma.Ben aradığımı bir çift gözde buldum.Her yerde aradığımı onun gözlerinde buldum.Huzur onun gözlerine saklanmıştı.O soğuk hastane koridorunda sobeledim onu,oyundan en vazgeçtiğim anda.

 

Ben büyüdükçe anladım bir şey olmuyorsa eğer en güzelinin olacağını.

 

Ben o gün anladım sana iyi gelenin en vazgeçtiğin anda geldiğini.

 

Belki de ben o gün büyüdüm.Yapayalnız, soğuk hastane koridorunda ağlarken.Gözyaşlarımı huzurun elleri tutarken.

 

Şimdi de bu ağaç ev vardı.Huzurun yanında getirdiği.O kadar güzel bir yerdi ki sabah uyandığımda kulağımı dolduran nehir sesi her şeye değerdi.

 

Akşam Iraz la uyuyakalmıştık şömine başında.Son hatırladığım şey ateşin yüzümü yakmasıydı.Şimdi o ateşten bir eser kalmamış her yer buz kesmişti.Ben erken uyanmıştım zaten bu kadar uyuyabilmem bile mucizeydi ama Iraz hala uyuyordu.O tam bir koalaydı,benim aksime sürekli uyurdu.

 

Etraf gerçekten de çok soğumuştu zaten aralık ayına girmiştik.Benim için sorun yoktu soğuğu severdim ama Iraz üşümekten nefret ederdi.Eğer onu sabahın 5.30 'da uyandırsam burnumdan getirirdi.Üst kata çıktım belki battaniye bulurum umuduyla.Üst kat aşağısı gibi değildi.Birkaç oda ve banyo vardı sadece.Rastgele bir odaya girdim.Dolabı açtım ve ilk gördüğüm battaniyeyi aldım.Tam o sırada dolabın üstünden bir fotoğraf düştü.Battaniyeyi yerine bıraktım ve dikkatle incelemeye başladım.Bir yaşlı adam yanında küçük bir kız ve oğlan vardı,üzerlerinde de beyaz doktor önlükleri.Bildiğim kadarıyla Iraz'ın bir dayısı yoktu peki o zaman bu fotoğraf da neyin nesiydi.Daha sonra incelemek için fotoğrafı cebime attım ve aşağıya indim.Iraz hala uyuyordu,hemencecik üstünü örttüm.Üşümekten nefret eden koca bebek diye geçirdim içimden tebessüm ederek.

 

Aklım hala cebimdeki fotoğraftaydı.Iraz'ın dedesi doktor falan değil okul sahibiydi.Öldükten sonrada bu işi babası devraldı.Peki ya o önlüklerde neyin nesiydi?Cebimden çıkartıp inceleyemezdim şimdi Iraz uyanabilirdi.Ben gözlerimi kapattım zihnim boşalsın diye çabaladım.Tekrar uyuyamazdım,maalesef okul vardı.Eğer gitmezsem Iraz da gitmeyip devamsızlık yapardı."İnatçı aptal kuş"diye mırıldandım.

 

"Hiç yakışmıyor Alinim,uyuyanın arkasından konuşmak günah diye sana öğretmediler mi?dedi Iraz uykulu sesiyle,uyanmıştı.

 

"Ben onu ölülerin arkasından konuşmak günah diye biliyordum ama neyseeee"

 

"Ooff Alin'im niye bozuyorsun beni,alındım gücendim"dedi.Hala yatıyordu ama sırıtan yüzünü bana dönmüştü.Onu umursamayarak

 

"Sen hayırdır yaa erken uyanmazdın kafana tuğla mı düştü"diye sordum.

 

Uzandığı yerden oturur pozisyona geldi,gözlerini ovuşturdu.Sonra elleriyle kafasını kontrol etti.

 

"Yok Alin'im sağlam bişe düşmemiş.Hem ben sana soruyor muyum uyuduğun için  kafana ne düştü diye?"

 

Anlaşılan Iraz çoktan ayılmıştı,şebeklik yapmasından belliydi.Her zamanki gibi neşesi de yerindeydi.Ama benim onunla uğraşacak hiç gücüm yoktu.

Oturduğum yerden gözlerimi devirerek kalktım,banyoya doğru ilerledim.

 

"Kız devirmesene şu güzel gözlerini kaç kez söyleyeceğim" diye çemkirdi arkamdan.

 

"Iraz hadi kalk okula gideceğiz,geç kalıp ilk günden eğlence malzemesi olmak istemiyorum"diye banyodan bağırdım ona.

 

Elimi yüzümü yıkadım,soğuk su iyi gelmişti.Başımı kaldırıp aynada ki görüntüme baktım.En azından göz altlarım daha az mordu,yüzüm daha az soldundu.Düne göre biraz daha iyiydim,burası iyi gelmişti.

 

Suyla saçlarıma sekil verdim ve salona doğru yürüdüm.Salona geldiğimde Iraz tekrar yatmıştı.Bu çocuk beni cidden deli ediyordu,tam bir baş belası koalaydı.Ama işte ben onu çok iyi tanıyordum ve delilik benim yoldaşım falandı.Yüzüme sinsi bir gülüş yerleştirdim ve Iraz'ın yanına yaklaştım.Yanına eğilmemle onu gıdıklamam bir oldu.Iraz gıdıklanmaktan nefret ederdi.

 

"A-aaa-lin yaaap-maa hhaahahh A-alin d-duuur hahaha" gülmekten konuşamıyordu bilee.

 

"Kalkacak mısın?"o yerde öyle çırpındıkça benim keyfim daha fazla yerine geliyordu.Böyle devam edebilirdim ama kıyamadım ona.

 

"T-tamam yeterki d-durr " demesiyle geri çekildim.Tam kakıp gidecektim ki Iraz bileğimden tutup kendine çekti ve yatırıp "Sıra bende seni fare,kaçabileceğini mi sanmıştın"diyerek o gıdıklamaya başladı bu sefer.Ama ben gıdıklanmazdım garipti ama gıdıklanmıyordum işte.Iraz bunu bilmediği için tüm gücüyle beni gıdıklamaya devam ediyordu.Gülmediğimi anladığında durdu.

 

"Düğmen nerede" diye sordu şaşkın gözlerle.O da ilk defa gördü muhtemelen gıdıklanırken gülmeyeni.

 

"Ne düğmesi?" diye sordum şaşkınmış gibi yaparak. 

 

"Kızım gıdıklanan bir insan nasıl gülmez,robotsan söyle,hani düğmen?" Diye sordu ciddi ciddi.

 

"Iraz saçmalama gıdıklanmıyorum işte uzatma" dedim hızlıca kalkarken.Koltuğun üstünden ceketimi ve telefonumu aldım.

 

"Hadi hazırlan sende Iraz geç kalacağız"dedim çatallaşan sesimle.Kapıya doğru yöneldim ve hızlıca dışarı attım kendimi.Aklıma annemin o sözleri geldi.Aklımdan hiç çıkmayan o aptal kurallarından biri.Güneş Cihangir kuralları.

 

"Kural 1;

Sen kahkaha atamazsın.Kahkahayı bırak gülemezsin bile.Bazı kurallarım var ve buna uymak zorundasın küçük kızım.Özellikle de birisinin yanında asla sırıtma.Eğer bu kuralı çiğnersen anne çok kızar ve hiç iyi şeyler yapmaz.Anladın mı beni?"

 

"Anladım anneciğim,söz gülmem."

 

"Anneciğim değil anne.Anlamana sevindim gidebilirsin."

 

Annem benim gülüşümü elimden almıştı.Gülemezsin demişti,anne çok kızar demişti.Küçük Alina annesi onu hep sevsin istemişti ve kabul etmişti.

 

"O küçük kız büyüdü anne,bak gıdıklanırken bile gülemiyor,sözümü tuttum ama sen tutmadın,sen bana hep kızdın"diye mırıldandım gökyüzüne bakarak. 

 

Peki ya bunu elimden almayı nasıl başarmışlardı?

 

Onlar benim mutluluğumu daha ben küçükken elimden almışlardı.Onu bile bana bırakmamışlardı.Ve ben gülüşümü alırlarken hiç ağlayamamıştım bile.

 

**********

Nerdeyse eve gelmiştik.Ben evden çıkıca Iraz da hazırlanıp gelmişti ve yola çıkmıştık.Yol boyunca ikimizden de çıt çıkmamıştı.O da anlamıştı bir sorun olduğunu.Arada beni süzüyordu ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.Sessizliği bozan ilk Iraz oldu."Benim bir işim var beni bekleme okulda buluşuruz olur mu?diye sordu moralsiz sesiyle.Ne işi olduğunu sormadım çünkü önemli bir şey olsa bana söylerdi.Ona döndün ve "Olur.." dedim ve "...hangi şubeydi" diye sordum.Telefonunu çıkardı bir yerlere bakıp telefonunu tekrar cebine koydu ve "12/B" dedi.Son söylediği şeydi bu eve gelene kadar hiç konuşmadık. 

 

10-15 dakika sonra evin önüne gelmiştik.Emniyet kemerimi çıkardıktan sonra Iraz'a dönüp 

 

"Teşekkür ederim Iraz,dün çok güzeldi"dedim. 

 

O da bana"Boşuna teşekkür etme bir şey yapmadım.Şimdi git hazırlan ve güzelliğinle okulu birbirine kat" dedi ne kadar tebessüm etmeye çalışsada olmuyordu.Belki biraz neşelenir diye " Sen de geç kalma ve yakışıklılığınla okulu birbirine kat" dedim.Yanağımdan makas alarak "Hiç kaçırır mıyım güzellik,fazla geç kalmam.Okulda görüşürüz Alin'im" dedi.Bende arabadan inerken "Görüşürüz"dedim ve el sallayarak arabandan indim.Bahçe kapısını açtım daha sonrada evin anahtarını çıkartıp kapıyı açtım ve eve girdim.Iraz ancak gitmişti,benim eve girmemi beklemişti her zaman ki gibi.

 

Eve girer girmez etrafa göz gezdirdim.Etraf sessizdi kimse yok gibi gözüküyordu.Merdivenlere yönelip odama çıkacağım sırada mutfaktan bir kadın çıktı.Ellili yaşlarında kısa boylu bir kadındı,muhtemelen evin çalışanıydı.Beni görür görmez gülümsemeye başladı

 

 "Ahh küçük hanım ne kadar da büyümüşsünüz" dedi yanıma gelirken.Beni tanıyordu ama ben onu hatırlayamamıştım "

 

Kusura bakmayın,hatırlayamadım sizi." diye sordum.

 

"Aileniz buraya taşınmadan önce onlar için çalışıyordum.Bir yıl önce tekrar geldim.Ben geldiğimde siz yurt dışına gitmiştiniz.Ama yine de taşınmadan önce elimde büyüdünüz sayılır." dedi. 

 

Ama ben buraya taşındığımızı hatırlamıyordum.Hafızamda sadece bu ev vardı.Muhtemelen çok küçüktüm taşındığımızda.Elinde büyüdüğüm bu kadını bir şekilde hatırlardım yoksa.Zaten çocukluk anılarımın bir çoğunu hatırlamıyordum.Sadece kötü olanlar aklımdaydı.Yine de onu bozmamak için

 

 "Kusura bakmayın hafızam pek kuvvetli değil" dedim.

 

"Ne kusuru Alina hanım unutmuşsunuzdur adım Gönül."diyerek kendini tanıttı.Acelem olduğu için sadece tebessüm ettim ve merdivenleri çıkmaya başladım.Ama Gönül hanım ben çıkarken

 

 "Anneniz akşam yemeğinde evde olmanız gerektiğini söyledi"dedi.Yüzümü ona çevirdim ve hala bir şey söylemek istediğini farkettim.Tahmin ettiğim gibi o da

 

" Akşam 7'de lütfen geç kalmayın"dedi mahcup bir sesle.Anlaşılan akşam yemekte olmamamın hesabını bu kadın çekecekti,annem biç değişmemişti.

 

Bir şeylerin cezasını başkalarına ödetiyordu,eskiden bana ödettiği gibi.

 

"Akşam 7'de burda olacağım" dedim rahatlaması için ve hızlı adımlarla odama çıkmaya başladım.Gerçekten ilk günden okula geç kalmak istemezdim.

 

 Odaya girer girmez üstümdekilerden hemen kurtuludum.Ağaç evde bulduğum fotoğrafı cebimden çıkarıp çekmeceme koydum.Daha sonra kendimi banyoya attım.Hızlıca bir duş aldım ve banyodan çıktım.Hemen dolabımın yanına gittim,kapağını açtım ve kıyafetlerime göz gezdirdim.Iraz'ın söylediğine okulda kıyafet serbestti.Orası özel bir kolejdi ve gitmek çok zordu ama işte biz istisnaydık.Zaten derslerim hafife alınmayacak kadar iyiydi,yurtdışı eğitimi bana iyi gelmişti.Ekstra dil öğrenmiş ve geliştirmiştim.

 

Camdan dışarıya baktım,hava pek de güneşli değildi.Siyah dar paça pantolonumu kaptım ve hemen üstüme geçerdim.Daha sonrada üzerime uzun kollu yarım kazağı geçirdim,göbeğimin bir kısmı açık kalmıştı.Botlarımın arasından siyah postallarımı çıkardım ve giydim.

 

Saçlarımı salık bıraktım geriye sadece makyaj kalmıştı.Allah'tan tüm vaktini makyaj için harcayan biri olmamıştım.Sadece gözaltılarımı kapattım ve dudağıma nemlendirici sürdüm.Boy aynasının karşısına geçtim ve görünüşüme baktım.Boyum uzundu,fiziğimde sürekli spor yaptığım için gayet düzgündü.Giydiğim çoğu şeyi taşıyabiliyordum.Bugünde öyle yaptım.En sevdiğim kombini yaptım ve siyahlara büründüm.Daha fazla vakit kaybetmemek için yekli koltuğun üstündeki deri ceketimi aldım ve hızla odadan çıktım.

 

Evin kapısını açtım,bahçe kapısına doğru ilerledim.Büyük bahçe kapasını açtıktan sonra neredeyse küçük dilimi yutacaktım.Çünkü karşımda simsiyah son model hatta bu aralar almak için can attığım motorsiklet vardı.Hemen yanına gittim ve daha yakından incelemeye başladım.Bu şahane bir şeydi.

 

Ben hala hayranlıkla motoru incelerken bahçe kapısınden bir adam geldi ve elindeki zarfı bana verip gitti.Muhtemelen babamın çalışanıydı.Hemen zarfı açtım.İçinde bir not ve bu canavarın anahtarı vardı.Notu elime alıp okumaya başladım

 

"Hoşgeldin hediyesi,umarım beğenirsin.

                                      -Baban"

 

Cidden bunu babam mı almıştı?Ama nasıl anlamıştı bunu istediğimi.Bu yaptığı gerçekten çok güzeldi fakat ben niyetini çok iyi biliyordum.

 

Geldiğimden beri yüzünü hiç görmemiştim.Küçükken hayran olduğum adam geldiğimden beri yüzüme bakmamıştı.

 

Hediyeler alarak bunu düzeltebileceğini sanıyordu.

 

Her şeyi parasıyla düzeltebileceğini sanıyordu.  

 

Ama öyle olmuyordu o iş.

 

Babalık yapmak,hediyeler alıp yüzüne bakmamakla olmuyordu.Birinin acilen bunu sevgili babama öğretmesi lazımdı.Belki nankörlüktü bu ama babam ona karşı kaybettiğim sevgiyi  parasıyla almaya çalışıyordu.Ama unuttuğu çok önemli bir şey vardı.

 

Sevgi parayla satın alınamazdı.

 

Ama madem zahmet edip almıştı bana da bu canavarın tozunu attırmak düşerdi.Zarfın içindeki anahtarı alıp hemen motoru çalıştırdım.Biner binmez hemen gaza bastım.Bu gerçekten de canavardı.

 

                         ************

 

20 dakika sonra okulun önündeydim.Okul abartılacak kadar çok büyüktü.Bu okulun sahibi Iraz'ın dedesiydi.O ölünce her şey babasına kaldı.Türkiyenin en iyi kolejinden biriydi burası.Zaten okula layık bir tabelası vardı.Kocaman harflerle Devrim Koleji yazıyordu.Daha fazla vakit kaybetmeden motoru bir yere park ettim ve okula yürümeye başladım.Güvenliği geçip okula giriş yaptığımda tahmin ettiğim gibi meraklı gözler üzerimdeydi.Okula gelen bu kızı herkes merak ediyordu.Arkamda bıraktığım insanların fısıltılarını hissedebiliyordum.Etrafa göz gezdirdim ama Iraz ortalarda yoktu.

 

Şubemi biliyordum ama okul tahminimce 7 katlı olunca bulmak çok zor olacaktı.Iraz beni tam da yalnız bırakacak günü bulmuştu.Asansör vardı ama kapalı ortamda vakit geçirmeyi sevmezdim.Bu nedenle merdivenlere yöneldim.Tek çarem tek tek katları aramaktı.Birine sorabilirdim ama kimseyle konuşmak istemiyordum.

 

Hala sınıfı bulmaya çalılıyordum ama bulunacak gibi değildi.İlerlemeye devam ederken cebimden telefonunu çıkardım ve Iraz'a mesaj yazmaya başladım.Mesaj yazmaya devam ederken gövdem sert bir yere çarptı,muhtemelen birine çarpmıştım.Kafamı kaldırmadan önümden çıkması bekledim.Ama o tam tersi sağa adım atsam sağa,sola adım atsam sola adım atıyordu.Kısacası önümden çekilmiyordu ve bende inadına başımı kaldırıp bakmıyordum.En sonunda dayanamadım ve "Çekilsene kardeşim önümden,davetiye mi bekliyorsun?"diye çıkıştım.

 

"Kardeşim deme lazım olur" dedi ve bu benim kafamı kaldırıp yüzüne bakmama sebep oldu.Sinirlenmeye başlamıştım,anlaşılan ilk günden  okulun en ukalasına denk gelmiştim.

 

"Dalga mısın kardeşim,çıksana önümdrn"dedim hala gözlerine bakarken.Gözleri çok farklı bakıyordu.Boş bakışlarının ardında biraz şaşkınlık mı vardı?Afallamış mıydı?

 

Bir müddet öylece bana baktıktan sonra "Birincisi,dalga denizde olur gördüğün gibi deniz değilim.İkincisi,bana çarpan sensin.Üçüncüsü ise özür dile."dedi pişkin pişkin.

 

Anlaşılan bugün iyi bir başlangıç yapmayacaktım.Gözlerimi kapatım sabır diledim ve "Niye özür dileyeyim.Ben sana çarpmadan önce aklın nerdeydi.Ordan bakılınca özür dileme kurumu mu gibi duruyorum?"diye sordum

 

"Hayır,ordan bakıldığında sakar ve kaba biri olarak duruyorsun."dedi.Cidden sabrımı taşırıyordu.Iraz da gelmemişti zaten,ona ayrı hesap soracaktım.Şu an bu işi tek başıma halletmem gerekiyordu.

 

"Sana ne arkadaşım sa-na-ne.Dileniyorum özür falan,zorla mı?

 

"Zorla arkadaşım zorlaa"dedi arkadaşım kelimesini bastırarak.Aklı sıra gönderme yapıyor bana.Derin bir nefes aldım biraz daha yaklaşıp "Bak ya önümden çekilirsin ya da az sonra yapacağım şeyle hayatını karartırım,senin gibi ukalacıklar olmaz.Tercih senin."dedim parmağımı  yüzüne sallayarak.O da tıpkı benim yaptığım gibi bana yaklaştı ve kulağıma "Bana bir özür borcun var yeni kız,dua et bugün iyi günümdeyim.Şimdi bana şubeni söyle,belli ki sınıfını arıyorsun" dedi.Benim yeni kız olduğumu anlamıştı.

 

"Şu an kafanda sana yeni kız dememi sorguluyorsun değil mi?" diye sordu sırıtarak.

 

"Ben kendim hallederim işine bak,beni analiz etmeye de çalışma.İnan bazen aklımdan neler geçiyor ben bile bilmiyorum." dedim ve onu geride bıraktığımı sanarak yola koyuldum.Tabi ki beni rahat bırakmamış yanıma gelmişti.

 

"Yenisin çünkü bana kafa tuttun.Bu okulda kafa tutulmaması gerek biriyim,beni tanımıyorsun"

 

"Tanınacak biri olsan tanırdım demek ki.Ve inan sende bana bulaşmayı hiç istemezsin."dedim tehditkar bir sesle.Bu okul zorbasına tabi ki boyun eğmeyecektim.Hala boş boş gözlerime bakıyordu,hala çözmeye çalışıyordu beni.

 

"Peki şubeni söyle götüreyim.Burada sınıfının kolay bulamayacağını anlayacağın kadar zeki olduğunu düşünüyorum." dedi.Bay ukala bana az önce iltifat mı etmişti,yoksa bana mı öyle gelmişti?.Aslında haklıydı,bütün katları arayamazdım.Tek çarem bay ukaladan yardım almaktı.

 

"Peki bay ukala ama tek kelime etme."dedim ve teklifini kabül etmiş bulundum.

 

"Bay ukala haa,sevdim bunu"dedi yüzünde sanki zafer kazanmış gibi bir ifade vardı ve bu yüzüne yumruğumu geçirme düşüncesini tetikliyordu.Hayır kızım,kimseyi yumruklama diye içimden kendime tembihde bulundum.Bay ukalanın önüne geçtim ve arkamı dönüp "12/B" dedim.Tekrar o aptal sırıtışını yerleştirdi yüzüne.Ağzına gizli bir fermuar çekti ve eğilip eliyle yolu gösterdi.Asansörün önünde durdu ve düğmesine bastı.

 

"Bir dakika ben asansöre binemem,yürüyelim."dedim.Sevmiyor-dum kapalı ortamları. 

 

"Sınıf 5. katta ve oraya hayatta merdivenle çıkılmaz"dedi gözlerimin içine bakarken.Bende kesinlikle asansörle çıkmayacağınızı gözlerimle anlatmaya çalıştım o da pes edip"Peki tamam" dedi ve merdivenlere yöneldik.

 

5 kat merdiveni nihayet çıkabilmiştik.İkimizde soluk soluğa kalmıştık.

 

"Cidden bana 5 kat merdiven çıkarttığına inanamıyorum,kendinle gurur duymalısın baş belası."dedi bay ukala nefesini düzene sokmaya çalışırken.Belki bunda birazcık haklılık oayı olabilirdi.

 

"Geldik işte uzatma.." dedim sınıfın önünde soluklanırken "...yardım ettiğin için teşekkür ederim ama sana çarptığım için özür dilemeyeceğim.Sen git sınıfına,görüşmemek dileğiyle"diyerek devam ettim ve sınıfa girdim.Ama hala peşimden geliyordu.Arkama döndüm ve "Niye hala peşimden geliyorsun"diye sordum bezmiş bir sesle.

 

"Sınıfa gitmemi söyleyen sendin,dengesiz misin kızım sen"

 

"Sen n-nasıl yani,bu sınıfta mısın?"diye sordum şaşkınca.

 

"Ever hatta tek boş yer benim yanım,şanslısın ki bugün iyi günündeyim yanıma oturabilirsin "dedi ve duvar kenarında olan en arka sıraya oturdu.Tek boş yer onun yanıysa mecbur oturmak zorundaydım,ayakta ders dinleyemezdim heralde.Oflayarak yanında ki boşluğa ilerledim.Bundan keyif alıyordu ve hala suratına patlatasım vardı.Ama sınıf dolmaya başlamıştı bile.Bugün uslu bir kız olmam lazımdı.

 

Aradan biraz zaman geçti ve hoca geldi.Gözlerimi sınıfta ki simalarda gezdiriyordum ki pencere  kenarında ki o boş sırayı gördüm.Bay ukalaya çevirdim bakışlarımı ı da bunu anlamıştı ki kulağıma eğilip "Küçük bir yalandı,kusura bakabilirsin.Ha bide ilk gün nereye oturduysan orada oturmaya devam edersin haberin olsun"dedi.Yalan söylemişti sırf yanına oturayım diye.O kadar sinirlenmiştim ki gözler katil olsaydı bay ukala şu an rahmetliydi.Elimden bir şey de gelmezdi çünkü sınıfa giren hocanın gözleri benim üzerimdeydi.

 

"Sen Alina Cihangir olmasın, okulumuza hoşgeldin tatlım"dedi sevecen bir tavırla.Gülümsedim ve sadece" Teşekkür ederim" diyebildim.Çünkü aklım yanındaki şahısın yüzünü dağıtma isteğiyle meşguldü.Hoca bir şeyler anlatmaya başladı..Bende sinirini önündeki kağıttan çıkarıyordum.Başımı kaldırıp sınıfa göz attım.Neredeyse bütün gözler üzerimdeydi..Özellikle de bir iki sıra çapramızdaki kız beni öldürecek gibi bakıyordu.Tekrar önüme dönüp kağıdı katletmeye devam ettim.Sonra kulağımın arkasında br sıcaklık hissettim ve onun sesini.

 

"O kağıdın yapıldığı ağaç şu an ağlıyor" dedi ve geri çekildi.Sonra da önümdeki kağıdı aldı be elindeki kalemle bir şeyler yazıp tekrar önüme bıraktı.Gözlerini üzerinden çekip önüne döndü.Kağıdı aldım ve yazdıklarını okudum.

 

"Bay ukala çok orijinal ama adım Pamir Karabey.Bence bundan sonra epey bir görüşeceğiz,dileğin tutmadı Alina Cihangir.Ayrıca bana borcun var,kimse bana borçlu kalsın istemem yeni kız" Yazıyordu

 

 

Başıma belayı almıştım.Bence ben bu okula hiç de hoş gelmemiştim.