İlkler...

    Biz insanlar, bașlangıcı ve sonu olan varlıklar olarak, yașamımızın özellikle bazı evrelerinde farklılașırız. Hayatımızın ilk yıllarında hatta ilk aylarında "kavramlar dünyamız" olușur. Her çocuk gibi doğdum, büyüdüm, anlamaya çalıștım kușatıldığım dünyayı ve kendimi. Uyum sağlamaya çalıștım herkes gibi dünyaya. Sanırım ilk yıllarım herkesin her șeyi benim gibi algıladığını düșünerek geçti. Farklı olduğunu fark etmek biraz zaman alır. Annemle babamın tartıștığı bir gün, çok küçük olmama rağmen kendimi iyi ifade ettiğimden çekinmeden yanlarına gidip "Susun artık, her yer simsiyah oldu ve kötü kokuyor" diye bağırmıștım. Önce șașkınca bir süre bana bakıp gülmüșler, sonra konușunca gerçekten öyle algıladığımı anlamıșlardı. Birkaç gün içinde bir doktora götürüldüm. Doktorun sorularını cevapladıktan sonra bir köșeye oturduğumu ve doktorla ebeveynlerimin adeta gizlice konuștuklarını hatırlıyorum. Ne demiștir ki doktor? "Kızınızın, ona çok da zarar vermeyen, nadir rastlanan bir hastalığı var" demiș olabilir. Çünkü o gün annemin șöyle bir șeyler dediğini hatırlıyorum :"Sina, kızım sen çok hassas yapılısın."

"Hassas ne anne? "

" Yani bizden, arkadașlarından biraz daha farklı. "

" Herkes farklı ama mesela Eda bana hiç benzemiyor. "

"Öyle tabi bu biraz daha farklı."

"iyi bir șey mi peki bu?" 

Gülümsedi annem ve "inșallah iyidir" diyerek bana sarıldı. Ailem, sonra arkadașlarım, akrabalarım, öğretmenlerim ve daha bir çok insan... Yolculuğumun bașından beri beraber olduklarım da var ayrıldıklarım da. Eğlenceli zamanlarım da oldu ucube gibi görüldüğüm zamanlar da. Yazılacak çok șey var.