Yazar & Okuyucu Paneli

Geri Dönüş

   Ahmet Sarsılmaz

Uzun zaman sonra memleketime dönmek gerçekten oldukça rahatlatıcı ve huzur verici bir his; özlem, mutluluk ve yeniden kavuşmanın verdiği o heyecan dolu hissi tarif etmem mümkün değil. Yaklaşık üç yıl önce Almanya’ya genetik araştırmalar için gitmiş ve mikroorganizmatik canlılarla ilgili özellikle virüslerle ilgili birçok şey öğrenmiş, şimdiyse bu bilgileri kullanarak yapay bir virüs yaratmak ve bu virüsü insanlığın en büyük düşmanlarından biri olan zamanı, daha iyi kullanmamıza olanak sağlamak için kullanmak istiyorum. Bir düşünün yaşlıların gençler kadar hızlı koşabildiğini, ağır işlerini tek başlarına yapabildiğini ya da algı yeteneği zayıf olan bir kişinin ortalamanın üstünde bir algılama seviyesine getirmek, herkes gibi düşünebilmesini sağlamak veya doğuştan ya da bir kaza sonucu yürüme yetisini kaybetmiş insanların yeniden yürümelerini sağlamayı… İnsanları daha zeki, daha güçlü, daha çevik ve inanılmaz bir canlı haline getirmeyi yani insanları bir üst segmente taşımak bir nevi onları evrimin bir üst noktasına taşımak, tüm hayallerin gerçekleşebilme ihtimali ve insanların zamana karşı koyabilecek, tüm zayıflıklarından arınmış bir canlı haline gelmesini kim istemez ki!

Tabii ki de unutmamak gerekir ki omlet yapmak için yumurta kırılmalıdır. Bu yapay virüs insanları mutasyona uğratacak ve yüksek oranda ölümle sonuçlanacaktır fakat bu olasılığı en aza indirgemek benim görevim. Kayıplar bir gerçek ama ya kayıpları en aza indirgemeyi başarırsak ve sağ kalanlar, inanılmaz  insanüstü statlara sahip canlılar haline gelirse; hastalıkların, zayıflıkların ve tüm o kötü koşulların üstesinden gelebilecek bireyler haline gelirlerse, işte o zaman dünyayı ve insanlığı kurtarmış olmaz mıydık?

İnsanlar zaten her an ölümle karşı karşıyalar hastalıklar, cinayetler, trafik kazaları tüm bunları bir kenara bırakırsak göz ardı edemeyeceğimiz bir diğer unsur ise yaşlılık ve yaşlılığın getirdiği zayıflıklar… Tüm bunları aşsak bile Dünyanın zamanı doluyor yakında sahip olduğumuz kaynaklar yetmeyecek ve bu da insanların tekrar silahlara sarılmasına ve büyük olasılıkla büyük bir nükleer savaşa neden olacaktır. Bir şekilde bundan da kurtulmayı başarsak da yani kaynaklarımızı akıllıca ve verimli bir şekilde kullandığımızı ve tüm olumsuzlukları bilim ve teknolojiyle geride bıraktığımızı varsaysak bile yüzleşmemiz gereken bir gerçek daha var ki o da  “İklim Değişikliği”… İşte bu gerçeği aşmak için çok geç kalmış olabiliriz. Eğer bu virüs insanlar üzerinde başarıya ulaşırsa bitkilerde de aynı yöntem izlenerek onları her türlü iklime dayanıklı hale getirebiliriz. İşte kafamdaki tüm bu düşüncelerle bir taksiye atladım ve ailemin evine doğru yola koyuldum. Yurtdışında geçirdiğim süre her ne kadar çokta uzun olmasa da insan gözle görülür değişimler bekliyor fakat bir arpa boyu yol kat edememişiz gerçekten üzücü bir durum. Trafik hala berbat, insanlar olması gerekenden daha gergin ve sinirli, iletişim kurmak eskisinden daha zor bir hale gelmiş. Sanırım değişen tek şey insanların bünyesinde bulundurduğu negatif duyguların had safhaya ulaşması ve konuşmanın yani iletişimin sadece somutlaştıramadığımız soyut bir kelime olarak bir şekilde insanların onu göz ardı etmesine rağmen hayata tutunmaya çalışmasından ibaret. Yol uzayıp giderken, aklıma Gamze takıldı. Onunla sadece online olarak görüşebilmiştik ve bu tabii ki birbirini çok seven, aralarında anlatılamayacak sadece hissedilebilecek olan bu tuhaf bağ, onu sadece görmekle ya da sesini duymakla tatmin olmuyordu. Ona sarılmak, gözlerimi gözlerine kenetlediğinde nefesini hissetmek, ellerimi saçlarında gezdirmek istiyordum. Uzun ve sarı saçlarının her bir telini ayrı ayrı özlemiştim. Yoksa bu aşk dedikleri duygu muydu?

Onunla henüz iletişime geçmemiştim. Gelişim bir sürpriz olacaktı bu sayede daha yoğun duygularla birbirimize sarılacaktık. Gamze özel bir firmada kimyager olarak çalışıyor ve babası Remzi bilimsel araştırmaları destekleme konusunda oldukça cömert bir kişi, belki de kendime özel bir laboratuvar kurmama yardımcı olur. Yarım saat kadar bir süre geçti. Bir şekilde trafiğin o yoğun olduğu kısmından çıkmış otobana giriş yapabilmiştik. Herhalde bir yarım saat sonra eve varırım. Ailem şu an yazlıklarındalar. Bodrumda eminim oldukça keyifli ve hoşça vakit geçiriyorlardır. Eve döndüklerinde beni sağlam bir şekilde azarlayacaklarına eminim çünkü ailemin de bu geri dönüşümden haberi yok. Döndüğümden haberi olan tek kişi en yakın arkadaşım Oğuz. Ağzı sıkı, ketum herifin tekidir. Onunla arkadaş olmamın yegane sebeplerinden biri de bu.

Evet sonunda evdeyim. Ailem aylardır eve uğramamıştı sanırım, her yer toz içinde ve tabii ki buzdolabı boş, öncelikle burayı yaşayabileceğim hale getirmeliyim ardından da Gamze’ ye küçük bir sürpriz yaparım. Bir anda karşısına çıkar ve “Naber güzellik! Ben döndüm.” derim.