Duvarlar

-Be..ben dinlemek istememiştim. Affedersin.’ 

 

Ablası az önceki sıkıntılı halinden oldukça uzak bir ifade ile ona gülümsedi. 

 

-Biz bir aileyiz. Benimle ilgili olan her şeyi dolaylı olarak seni de ilgilendirir bir tanem. Kapıda dikilme içeri gel. Sana havadislerim var.’

 

Nilüfer usulca içeri doğru süzüldü bir yandan da ablası ıslanmış kıyafetini görmesin diye eteğinin ucunu sıkıca tutuyordu. Fakat Nergis onun nereden geldiğini çoktan anlamıştı bile. Yine de bunun üzerinde çok durmadı. Nilüfer odadaki yüksek taburelerden birine oturdu ve uslu bir çocuk gibi bakışlarını ablasının yüzüne çevirdi. 

 

-Bir şey mi oldu abla?’

 

Nergis oturduğu sandalyeden kalktı kardeşinin oturduğu taburenin önünde durdu. Oldukça ciddi görünen yüzü kardeşinin iki yanağını da çekerken gülmeye başladı. 

 

-Sen yine bana haber vermeden koya gittin değil mi? 

 

Nilüfer ablasının yanaklarını sıkan ellerini tutarak kendini kurtarmaya çalıştı. 

 

-İvit ımı yıklırımı bırıkır mısın?’ 

 

Nergis onun bu haliyle kahkahalara boğuldu ve yanaklarını bıraktı. 

 

-Bir daha sefere giderken haber ver ama tamam mı?’

 

Genç kız ablasını onaylayarak başını salladı.

 

-Neymiş şu havadisler peki merak ettim.’

 

-Sana iş buldum.’

 

Nilüfer gözlerini şüpheyle kıstı ve sordu.

 

-Nasıl bir işmiş bu?’

 

-Korhan Baba’nın büyük bir oteli var biliyorsun? Otelin etkinlik sorumlusu doğum iznine ayrılmış. Yalnızca iki aylığına onun yerine bakabilecek birini arıyor. Benimde aklıma sen geldin. Ne dersin bir tanem?’

 

Genç kız kısa bir an düşündü yüzünde oldukça tedirgin bir ifade vardı. 

 

-Ama ben deneyimli biri değilim. Ya elime yüzüme bulaştırırsam.’

 

-Evet deneyimli değilsin ama bu yetenekli olduğun gerçeğini değiştirmez o yüzden bugün hiç bir ama’yı kabul etmiyorum. Korhan babaya yaklaşık bir saat sonra orada olacağını söyledim. O yüzden hemen seni giydirmemiz lazım. Hadi çabuk.’

 

*

 

Ablası her şeyi nasıl bir saate sığdırmıştı bilmiyordu ama o bir saatin sonunda siyah etek beyaz gömlek kombinine tıkıştırılmış bir halde otelin büyük giriş kapısında dikiliyordu. Nergis şoför koltuğundan başını uzatıp ona iyi şanslar dilemiş ve sanki vazgeçmesine engel olmak istercesine aza basıp hızla eve dönmüştü. 

 

Aslında ablasının bunu neden yaptığını biliyordu. Onun tedirginliğini ve çekingenliğini en iyi bilen kişi oydu. Fakat onun kendine bu şekilde yıkılmaz duvarlar örmesini istemiyordu. Bu yüzden onun insanlarla kaynaşması ve daha sosyal bir hayatı olması için çabalıyordu. Belki de yalızca bu seferlik ablasının sözlerine güvenmeliydi. 

 

Bakışları otelin devasa binasını dolanırken kendinden hala pek emin olmasa da ciğerlerine bir cesaret nefesi doldurarak otelin dönen kapısından içeri girdi. Onu oldukça şık ve lüks bir biçimde döşenmiş olan geniş bir lobi karşıladı. Burada dikkatini çeken ilk şey büyük bir telaşla oradan oraya koşturan otel çalışanlarıydı. İçeride o kadar büyük bir hengame vardı ki bu Nilüfer’de doğal bir kaçma isteği uyandırıyordu. Fakat bununla mücadele etmek istercesine yumruklarını sıktı ve lüks lobinin sol taraftaki  resepsiyona doğru ilerledi. 

 

-Merhaba benim Korhan Beyle randevum vardı. İş görüşmesi için geldim.’

 

Resepsiyonist kızlardan biri telefon konuşmasını sonlandırıp onunla ilgilendi. 

 

-Hoş geldiniz siz Nilüfer Hanım olmalısınız. Buyurun ben sizi yönlendireyim Korhan bey de sizi bekliyordu.’

 

Nilüfer onu yönlendiren kızı takip etti. Lobinin sonundaki cam kaplamalı asansörlere doğru ilerlediler. Ve açılan kapıdan asansöre bindiler. 

 

Resepiyonist kız 1’den 20 ye kadar olan düğmelerden sonuncuna basıp ona gülümsedi. Asansör kata vardığını haber veren belli belirsiz zil sesi ile kapılarını açtığında önlerine çıkan krem rengi parlak karolarla kaplı geniş koridor boyunca dümdüz ilerlediler. 

 

Bu kat tamamen ofis olarak kullanılıyor olacaktı ki her taraf cam bölmeli görevli odaları ile çevriliydi. Ofislerin bitişiğinde oldukça büyük bir toplantı odası vardı. Toplantı odasının karşısındaki kapıda ise üzerinde Otel Müdürü yazan küçük bir tabela asılıydı. Kız kapıyı çalıp içeriden gelen ‘Gir’ komutu ile Nilüfer’in geçmesi için kapıyı açtı. Nilüfer temkinli adımlarla odaya girdi. 

 

Korhan bey onu görünce oturduğu koltukta doğruldu. 

 

-Hoşgeldin kızım. Bende seni bekliyordum. Gel otur lütfen. Nasılsın görüşmeyeli?’ 

 

50’li yaşlarının sonunda olmasına rağmen oldukça dinç biriydi Korhan Arslan. Ayrıca ablasının kayın pederiydi de aynı zamanda. Nilüfer her yanı raflar ve o rafları dolduran bir yığın dosya ile çevrili odada ilerledi ve masanın önündeki deri koltuklardan birine geçip oturdu. 

 

-İyiyim Korhan Amca. İş görüşmesi bana da biraz sürpriz oldu ama burada olduğum için mutluyum. Siz nasılsınız?’ 

 

Korhan bey oğlunun gülen yeşil gözlerini kimden aldığını gösterircesine anlayışla gülümsedi. 

 

-Bende iyiyim çok şükür Nilüfer kızım. İş güç. Malumun etkinlik koordinatörümüz izne ayrıldı. Aksi gibi bu hafta da ünlü bir inşaat şirketinin lansmanını ve yardım gecesini aldık. Bize destek olursan çok seviniriz gerçekten.’

 

-Size yardımcı olmayı çok isterim Korhan Amca. Çok deneyimli biri değilim ama sizin için elimden geleni yapacağımdan şüpheniz olmasın. Seçilen Konsept nedir?’

 

Korhan bey önündeki ince dosyayı aralayıp önceki koordinatörün seçtiği örnekleri, önem arz eden noktaları ve aldığı notları genç kıza kısaca anlattı.

 

-Müşterimiz bilhassa siyah ve gümüşi renklerin yoğunlukta olduğu Göz alıcı bir konsept seçti. Kendisi oldukça başarılı ve ülke çapında adı duyulmuş biridir üstelik biraz da sabırsız ve sert bir karakteri var bu yüzden oldukça titiz bir çalışma yürütüyoruz.’ 

 

Nilüfer yaşlı adamın söylediklerini büyük bir dikkatle dinliyordu. Ve bir yandan da bu konuda neler yapabileceğini gözden geçiriyordu. Siyah ve gümüş tonları yan yana getirince gözünün önünde tek bir şey canlanıyordu.

 

-Müşterinin konsept için seçtiği renkler size de karanlıkta parıldayan yıldızları anımsatmıyor mu? Bence tema bu olabilir diye düşünüyorum.’

 

Korhan bey genç kızı onayladı.

 

-İyi bir fikre benziyor.’