21.Bölüm

Adamın adının Servet Kutucu olduğunu söyleyen Sinan, devam etti; “yirmi beş yaşında, ortaokuldan sonra okulu bırakmış ve bir daha okumamış. Partide sabıkası olan üç kişiden biri. Uyuşturucu bulundurmaktan ceza alan adam. Burak’ın çocukluktan beri arkadaşı. Askerlikten bile kaçmış. Yolda gbtye yakalanıp gitmek zorunda kalmış. Büyük ihtimal torbacı tarzında bir şey. Kayıtlı olarak bir geliri yok. Ama altında son model arabalardan biri var. Kayıt dışı para, yani uyuşturucu. Hiç evlenmemiş, Acarlarda bir spor salonuna kayıtlı. Size verebileceğim bilgiler şu anda bu kadar. Adresi mesaj olarak atıyorum.”

Zeren teşekkür ederek telefonu kapattı. Mesaja baktığında adres tanıdık gelmişti. Çünkü kiraladığı evinin karşısındaki binanın adresiydi bu.

“Şansa bak,” dedi Balaban; “bir şüpheli komşun var. Bu konuda neler hissediyorsun?”

“Dalga geçmeyi bırak. Bundan haberim olamazdı. Her gün onlarca pislik insanın yanından geçiyoruz ama kimsenin dışında, yaptığı kötülükler yazmıyor. Keşke öyle bir özellik olsaydı, ama maalesef yok o yüzden şimdi soldaki caddeden içeriye gir ve park et.”

Balaban sinyal verdikten sonra; “bu günlerde çok agresifsin.” Dedi, dalga geçerek ve araca uygun bir yer baktı.

İkili binanın duvarındaki zili ikinci kez çaldı. “Kim o?” Diye gelen sese “Polis, Servet Kutucu ile görüşmeye geldik.” Diyerek cevap vermişlerdi. Ve karşıdan gelen başka bir ses yoktu. Tekrardan bastıkları zile karşılık gelmiyordu. Ve giriş kapısının tam karşısında bir kapı daha vardı. Muhtemelen binanın arka çıkışıydı. Garip olan ise biri koşarak oradan çıkıyordu. Servet Kutucu kaçıyordu.

“Sen diğer zillere basarak kapıyı açtır ve o yoldan takip et. Ben sokağın diğer tarafından peşine düşeceğim.” Balaban koşmaya başlamıştı.

Tarabya’nın dar sokaklarında kovalamaca devam ediyordu. Balaban evin arka tarafındaki yola ulaşmış, hedefi görmeden körlemesine koşuyordu. Yolun kenarında top oynayan çocuklara, koşan birini görüp görmediklerini sormuş, sokağın sonundan sağ tarafa gittiğini öğrenmişti. O yöne doğru devam etti. Tam dönecekken, manavın kaldırıma koyduğu mandalina kasasını son anda fark edip üstünden atlamak zorunda kalmıştı. Görünürde yine kimse yoktu. Sokakta yürüyenler ve esnaf ne olduğunu anlamadığı için ters ters bakıyordu. Yüksek sesle; “polis, burada koşan birini gördünüz mü?” Diyerek, bağırmak zorunda kaldı ve bu sefer sokağın sol tarafını gösterdiler. Yola devam etti. Zeren’de görünürlerde yoktu. Sola döndüğünde uzun bir sokakla karşılaştı ve ilerde Servet adeta depar atarak kaçıyordu. Form durumu iyi olan Balaban, mesafeyi kapatıyordu. Bu havada yapılmayacak tek şey nedir diye sorsalar koşmak diye cevap verebilirdi. Sokağın sonunda Zeren’i gördü. Elinde silahı ile dur ihtarı çekiyordu. Ama adamın duracağı yoktu. Biraz yavaşlayıp düz sokakta sağa saptı ve ikisini de ekarte etti. Yakalamak için koşmaya devam ettiler. Yan yana gelip ara sokağa saptıklarında, çıkışın ana yola bağlandığını gördüler ve Servet ilk bulduğu taksiye binip kaçmayı başarmıştı.

Nefes nefese kalan ikiliden Zeren; “buda neydi böyle? Lanet olası herif at gibi koşuyor.”

Telsize sarılan Balaban; “merkez şüpheli biri kaçtı. Servet Kutucu adında, bir yetmiş boylarında, kısa saçlı, mavi kot pantolon ve üstüne sarı tişört giymiş. Tarabya da, bir taksiye bindi İstinye istikametine doğru ilerliyor. Taksi plakası 34 TFH 98.”

                Cızırtıların arasından; “anlaşıldı komiserim, hemen devriyelere haber veriyorum.”

                Nabzı yerine gelen Zeren; “plakayı alman iyi oldu, işe yarayabilir.”

                “Devriyeler çevirmeden inmiş olmasın yeter. Muhtemelen birazdan öyle bir haber alacağız.” Diyen Balaban, adamın kaçtığına inanmıştı.

                “Peki, şimdi ne yapıyoruz?” Yavaş yavaş nefes kontrolünü sağlamayı başarıyordu.

                “Evini aramamız lazım belki işe yarar bir şeyler bulabiliriz. Ofisi arayıp haber ver ekip göndersinler. İzinsiz giriş yapmayalım.”

                Binanın önüne çektikleri arabada, yarım saat bekledikten sonra, ekip gelmiş ve içeri girmişlerdi. Her tarafa bakıyorlardı. El değmeyen hiçbir şey kalmamıştı. Ne aradıklarını bilmeden devam ettiler. Ev adeta darmadağın olmuştu.

                Tekrardan cızırtılar arasında, telsizden sesler geliyordu. “Komiserim, şüphelinin bindiği taksi bulundu ama içi boştu. Tarifinize uyan kişi, Yeniköy iskelenin orada inmiş.”

                Balaban düşünürcesine kafasını kaldırıp Zeren’e baktı; “Acaba Tayyar’la bir ilişkisi olabilir mi?”

                “Benim de aklıma ilk o geldi telsizi duyunca, araştırmak lazım.”

                Tam o sırada evi arayanlardan biri elinde ilginç bir şeyle sesleniyordu. “Komiserim, bunu mutfakta çöpün arkasında bulduk.”

                İkisinin de yüzü gülerek memura bakıyorlardı. Şaşıran memurun elinden, cebinden çıkardığı peçeteyle nesneyi alan Balaban, Zeren’e dönüp; “hayatımızdaki sahip olduğumuz bütün şansları burada tükettik buna emin olabilirsin.” Dedi ve nesneyi delil poşetine attı.