Yazar & Okuyucu Paneli

**1**

                                       Hiçbir zaman geçmişi ele alarak geleceği planlayamazsın.
                                                                     - Edmund Burke -

"Ege nerdesin?"
"Telefonla konuşan insanlar öncelikle 'merhaba' ya da 'alo' der ama yine de sen bilirsin ikiz."
"Çok yorgunum ikiz beni alacak mısın ben geleyim mi ?"
"Geliyorum bekle."

  Telefonu kapattıktan 15 dakika sonra ikizim Ege havaalanına geldi. Arabadan iner inmez gelip bana sarıldı. Her seferinde yaptığım gibi yine Ege bana sarılınca ağlamaya başladım.
"Kızım Ece bir sefer de beni şaşırt. Ağlama be!" Sanki Ege benle hiç konuşmuyormuş gibi ağlıyordum. Aslında o kadar duygusal bir insan değildim. Sadece ikizim benim için kırmızı çizgiydi. 5 sene önce annem ve babamı kazada kaybedince insan o zaman daha iyi anlıyordu her şeyin değerini.
"Hadi Ece ağlama gel arabaya binelim." Kafamı saklamakla yetindim sadece. Arabaya bindik ve evimize geldik.

"Sen istersen banyo yap. Ben de Ayşe ablayı arayayım gelsin." Ben yukarı kata çıkarken Ege salondan bağırarak konuşuyordu sesini duyurmak için.
"Tamam olur Ege. Ama Ayşe abla akşama kalmasın çünkü sana kazayla ilgili anlatmam gereken bazı konular var." Ege salondan koşarak geldi. "Yeni bir şeyler mi öğrendin yoksa." Derin bir nefes alıp
"Bilmiyorum Ege bilmiyorum."

******            ******            ******

Ayşe abla gelip bize yemekler hazırlayıp masayı donatmıştı. Yarın kendisinin hastanede randevusu var diye bize bugünden yemek hazırlayıp dolaba koymuştu. Biz de ikizimle beraber yemeğimizi yedik.
"Ece yorgun musun?"  diye sordu Ege gözümün içine bakarak
"Ne oldu şimdi?"
"Dışarı çıksak bu konuları dışarda bir yerde konuşsak evde konuşunca daralıyorum duvarlar üstüme geliyor sanki." dedi bana bakmıyordu tabağındaki yemekle uğraşıyordu. Her ne kadar acısını gizlemeye çalışsa da onun da içi yanıyordu. Ben duygularımı gizli yaşayamıyordum ama o hep içine atıyordu. Bu konuda da yine aynısını yapmıştı.
"Tabi ki olur. Bundan sonra sen nereye ben oraya ikiz." dedim göz kırparak.

" Desene başımın belası geldi."  dedi gülerek.

O gülünce ben de gülümsedim onun hep gülmesini istiyordum.

"Hadi kızım 2 saattir seni bekliyorum bir hazırlanamadın. Ne var bu kadar saat sürecek hiç anlamıyorum gerçekten."
"Tamam Ege çatlama geliyorum."
Merdivenlerden hızlı hızlı indim sonuçta aşağıda Ege bey patlamak üzereydi. Aşağı indiğimde merdivenin korkuluğunu tutmuş beni bekliyordu. Beyaz bir gömlek altına da koyu kot giymişti. Her zaman ki gibi yine çok yakışıklıydı. Yanına gittiğimde bana baştan aşağıya baktı.
"Yine eteğinin yarısı yok ama hadi bakalım, çıkalım" dedi.
      Ege ve kıskançlığı...

Arabayla bir kafenin önüne geldik. İçeri girdiğimizde diğer kafelerden  farklı bir iç mimarisi vardı.

 İçeri girdiğimizde diğer kafelerden  farklı bir iç mimarisi vardı

"Burası nasıl bir yer böyle?" ağzım açık etrafı seyrediyordum. Çok şirindi. "Beğenmedin mi? Başka yere gidebiliriz istersen."
"Saçmalama çok beğendim. Oturalım bir yere."
Beraber bir bölmenin içine geçip oturduk. Anlatacaklarımı hatırlayınca tüm keyfim kaçmıştı. Ege de hatırlamış olacak ki onun da omuzları düşmüştü. Sipariş verdikten sonra " Ece hadi anlat neler öğrendin?"  dedi. Önümdeki sudan bir yudum içip konuşmaya başladım.
"Ege ben Rusya'ya gittiğimde ilk işim tüm koordinatörlerle bir toplantı yapmak oldu bunu sen de biliyorsun zaten. Bazılarını işten çıkartım bazılarının mevkilerini düşürdüm ama yine de işler istediğim gibi gitmedi. O yüzden rakip şirketlerle toplantı ayarladım."
"Biliyorum bunları Ece hadi artık asıl konuya mi gelsen hani."
"Tamam beklesen gelecem zaten. Neyse işte bu yaptığım toplantıda söylenilen her şeye bir mazeret bulan bir iletişim koordinatörü vardı. Ben onunla toplantıdan sonra ayrı bir görüşme yaptım. Adam şirketten memnun değilmiş sürekli illegal yollara başvuruyorlarmış. Ben bu adama bizimle çalışmak ister misiniz diye sordum?"
Ege kahve fincanını sertçe masaya vurup " Neden bunu bana daha önce söylemedin Ece? Ya başına bir iş gelseydi? Ya sana zarar verselerdi? Ya bu bir tuzaksa? Niye bana sormadın?" Ege'nin masadaki elini tuttum. "Sakin olur musun lütfen ikiz! Benim bir şeyim yok. Bana bir şey olmadı. Zaten adam da dedi ki 'Bu hemen vereceğim bir karar değil' dedi. O iş öyle kaldı zannediyordum ben. Ama adam gidip kendi şirketiyle  konuşmuş onlarda demiş ki 'Sana 3 seneliğine maaşının 4 katını veririz' diyince adam vazgeçmiş bizle çalışmaktan  buraya gelmeden önce adam benimle iletişime geçti."
"Ee ne dedi o şerefsiz köpek?"
"Artık bizimle çalışmak istiyormuş. Nedenini sorunca da 'iki çocuğumun güvencesi olsun istiyorum bunu asla orada sağlamazlar eğer siz sağlarsanız sizinle çalışmak istiyorum' dedi bana."
"Umarım daha karar vermemişsindir canım ikizim."
"Hmm... Şey... Aslında verdim ve adam bizimle 1 aydırlı çalışıyor."
Ege'yi bu sefer sinirlendirmiştim çünkü iki  elini sıkıyordu ve boynundaki damar belirginleşmişti. Bu sefer bağırarak konuşuyordu garsonlardan biri yanımıza gelip bana rahatsız olup olmadığımı sordu. Ona sorun olmadığını söyleyip gönderince bu sefer daha da sinirlendi.
"Kızım ben seni niye rahatsız edeyim  hem ben senin kardeşinim kardeşin! İkiziz lan biz! Beni daha ikizim hesaba almıyor kendi başına göre iş yapıyor millet beni sikine mi takar!?"
"Ege sakin ol lütfen ben bunu sana tabi ki anlatacaktım ama adamdan emin olmak istedim. Eğer bir aksilik çıkarsa direkt adamdan kurtulacaktım. Yemin ederim ki!" Ege önündeki kahveden içip "Devam et Ece hanım seni dinliyorum" dedi.
"Sonra adam bana dedi ki ' Ailenizle olan kazayı araştırdığınızı biliyorum yani biliyoruz eskiden çalıştığım şirketteki yönetim kurulu bunu biliyordu. Ben size bununla ilgili bir şey söylemek istiyorum' dedi. Ben ilk önce adama inanmak istemedim ama sonra çok uğraştım belki doğrudur umuduyla ve adam haklı çıktı."
"Ece güzelim öncelikle adam sana ne dedi? Bu adam kim? Adı ne? Eski çalıştığı şirket hangisi? Sen araştırıp ne buldun? Bunları bana bugün söyleyecek misin? Çünkü biraz daha çok bilinmeyenli konuşursan hiç iyi olmayacak!!"
Önümdeki kahveden içip sakince konuşmaya başladım. Çünkü ikizim haklıydı. " Bu adamın adı Mustafa. Mustafa Taş. Önceki çalıştığı yer AKAR HOLDİNG. Ve son olarak Mustafa bana dedi ki 'Anne ve babanız Almanya'ya giderken ölmedi Ukrayna'ya giderken öldü ya da öldürüldü' dedi. Ben daha fazla şey öğrenmek istediğimi söylediğimde bana daha fazla bir şey bilmediğini söyledi."
"Hassiktir..."